Bir Yatı Avının Öyküsü

Bir Yatı Avının Öyküsü

Bir Yatı Avının Öyküsü

Bir Yatı Avının Öyküsü

Yıl 1940, Mart ayının ikinci yarısı. Aradan 66 yıl geçmiş. Kebenden sürekli kar suyu akmakta. Doğanın yeni uyanmaya başladığı bir mevsim. Sırtımızı verdiğimiz Kale Başında ötüşen keklikler, bir seferin hazırlığını haber veriyor. Bizim gibi av hastalarına.

Hatırlayabildiğim iki grup avcı var, sefere hazırlanan. Birisi Faydacı’nın İni’ne, diğeri de Akpınar’daki meşhur Sayvad’a. Çilingirlerin Akpınar’daki suyun başında avcıların barındığı bir ev vardı. Şimdi oralar meyve bahçesi olmuş. Gruplar sözünü ettiğim noktalarda yerlerini almışlardı.

Bu gruplarda bulunanlar, yaşları ve ölüm tarihleri sırasıyla: Halis Atalık, Avukat Rafet Atalık (Amcalarım), Şefik Öztürk (Hocazade) oğlu İstanbul’da avukat, Koca Ömer’in Rıza Efendi, Kadızade Mehmet Efendi (Celal Kadıoğlu’nun Babası), Babam Alaaddin Atalık, Hüsamettin Çetin (Orhan Çetin’in ağabeyi), Koraş Mustafa Emmi (zamanın ünlü avcısı) Yaşar Can’ın dedesi, bizler çocuk yaşta ben Vacit Atalık, kardeşim Necati Atalık, Tevfik Koçak, Kamil Öztürk (Şefik Öztürk’ün oğlu).

Faydacı’da yan yana iki tane in vardı. Biri yatakhane, diğeri mutfak olarak kullanılırdı. İnlerin önünde birbirine paralel 70 – 80 cm aralıkta ve aynı yükseklikte iki duvar yapılmıştı. Üzerine sıralanan ağaçların üstüne yığılan karlar, güneşin etkisiyle eriyince (Avcılar buna kaklık der) su ihtiyacı buradan sağlanırdı.

Diğer grupta ise: Rıza Çilingir (Milletvekili Abdi Beyin babası), Emin Sönmez (Anayasa Mahkemesi üyesi Rüştü Sönmez’in babası), Mor Alizade, Ahmet Ağaoğlu, Mehmet Güven, İlhami Giray (zamanın mustantığı), Alaeddin Ünlü, bazı konuklar ve yine çocuk yaşta Hami Ünlü (rahmetli) bulunuyordu.

Genellikle av sahaları karla kaplı olur, eriyen karların yerini çiğdem, kardelen gibi dağ çiçekleri kaplardı. Keklik ve çeşitli kuş sesleri geceleri kulaklarımızı çınlatırdı.

Her avcı bir gün önceden kuracağı kümeyi yapar, ine dönerdi. Döndüğünde Koraş Emmi sofrayı inin önüne hazırlamış olurdu. Aperatiflerle içkiler alınırdı. Yaylanın temiz havasında geç saatlere kadar av sohbeti sürerdi.

Bir gün Şefik Bey Amca, babam ve ben Elmaoluğu semtine küme yapmaya gittik. Kümeler o kümeyi ilk kuran avcının adıyla anılırdı. Örneğin; “Ahmet Bey Kümesi, İsaklı Hoca’nın İcadı, Bademli Eğrik, Şemsiyeli Ardıç, Ören” gibi.

Biz bu kümelerden ikisini yaparak ine döndük. Akpınar’daki gruptan Rıza Efendi Amca Ermenek dağlarının kümelerini adım adım bilen ünlü bir avcı idi. Bizim yaptığımız kümelerin yerini Mor Alizade Mehmet Efendi’ye tarif ederek birini kendisi, diğerini de Emin Sönmez Amca için yapmasını söyler. Mehmet Efendi de kümeleri yapmak üzere semte gider. Bakar ki kümeler yapılmış. Hemen dönüp kümeleri hazırladığını söyler. Ancak önceden yapılmış olduğundan hiç bahsetmez. Biz o günün sabahına yakın yaptığımız kümelerin yolunu tuttuk. Babamla birlikte kümemize vardıktan hemen sonra, bizim kümeye doğru birinin geldiğini fark ettik. Gelen Emin Sönmez idi. Bizi görünce babama “Bey dayı bu kümeyi Rıza Efendi, Mehmet Ağa’ya benim için yaptırmıştı” dedi. Babam da bir gün önce Şefik Beyle beraber bizim yaptığımızı söyledi. Emin Sönmez, Şefik Bey’in hangi kümede olduğunu sordu. Tarif edince “oraya Rıza Efendi gitmişti” dedi. Bize rast gele diyerek başka bir kümenin yolunu tuttu.

Fakat Şefik Bey kendisi için yaptığımız kümeye varınca bakar ki kümede Rıza Çilingir var. “Amca biz bu kümeyi Alaeddin Beyle benim için yapmıştık.” demesine rağmen, “yok yok ben bu kümeyi Mehmet’e yaptırdım. Sen buralarda başka kümeler var, onlardan birine git” der.

Şefik Bey çok şakacı idi. Ne olur ne olmaz diye cebi pek boş olmazdı. Peki amca diyerek ayrılıp 150-200 metre ilerde kuytu bir yer bulup oturur. Cebinden yudumlamaya başlar.
Sabah olup da Rıza Efendi kekliğini bastırağa koyup kümesine girdikten sonra, kafes kekliği ile dağ kekliği ötüşmeye başlayınca, Şefik Bey ateş etmeye başlar. Saçmalar Rıza Efendi’nin bulunduğu kümenin sağından solundan vızlayarak geçer. Bu durum beş on defa tekrarlanır. Rıza Efendi kümenin kenarına gizlenir. Kaçmaya fırsat kollar. Keklik sesi kesilince kendini Sayvada zor atar.

Rıza Efendi’nin kümesinden 10-15 tüfek atılır ama vurulmuş hiç kekliği yoktur. Suratını asar, sorulara cevap vermez. Avcılıkta atıp vuramamanın kendine özgü cezası vardır. Cezadan kurtulmak için “Ben canımı zor kurtardım, siz benden keklik sorarsınız” diyerek olayı anlatır.

Mehmet Emmi bir tarafta sesiz sessiz gülerken vereceği hesabı düşünür.

O gün 5 keklik vurulmuştu. İne geldiğimiz zaman Şefik Bey sürekli gülüyordu. Babam, “Şefik bugün iyi düğüm ettin. Tüfeğin hiç susmadı, yalnız ortada hiç keklik yok. Keklikler nerde?” deyince “12 tüfekle bir keklik vuramadım. Keklik de keklikmiş ha”¦” dedi. Boğazı inleten kahkahasının ardından olayı anlatınca hep birlikte gülmekten kırılmıştık.

Bu durum Ermenek’te avcılar arasında sohbetlerde uzun yıllar anlatıldı.

Av sonu Ermenek’e döndüğümüzde mevsim değişmişti sanki. Ağaçlar çiçek açmış, arılar çiçekten çiçeğe dolaşıyordu. Göçmen kuşların kanat sesleri ortalığı doldurmuştu. Derelerin suları coşmuş, çeşmelerin suyu çoğalmıştı. Bahar bütün güzelliğiyle Ermenek’i süslemişti.

Bu güzellikleri hala görebilirsiniz ama öyküde adı geçenlerden hayatta, ben, kardeşim Necati ile Av. Kamil Öztürk kaldı.

Bugün düşünüyorum da o günlerdeki duygularımı, sevgi ve saygıyı, yaşamımdaki istisnayı manevi olarak görmek imkansız. Ama hatıralar daima kalbimizde yaşamış ve yaşamakta.

Hepsinin ruhları şad olsun”¦

Vacit Atalık
Konya

Fotoğraflar: Dr. Alaaddin Atalık arşivi

Bir Yatı Avının Öyküsü” üzerine bir düşünce

  1. ALİ ÜNLÜ

    Tüm Ermenekli hemşerilerimize sevgi ve selamlar. Bir başka olur Ermenek’te av sezonu, çiğ köfteler, in muhabbetleri. Birkaç defa ben de gitmiştim, tabii avcı olarak değil. Ama çok hoşuma gitmişti keklik sesleri, yaylaların buram buram ardıç kokuları… Hele o akşam muhabbeti…

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>